Artık yıllardır diyebileceğim, okuduğum 150'den fazla kitabı sizlerle her hafta sonu paylaştığım blog yazılarıma kısa bir ara vermeye karar verdim… Bunun nedenlerine girmemekle birlikte, kitap okumak açısından baktığımda, rutinlerimi kırmak istediğimi anladığım bir dönemde olduğumu söyleyebilirim… Özellikle de benzer alanlardaki kitapları okuduğum için de edindiğim bilgiler kendini çoktan tekrar etmeye başladı bile… Bu süreçte yine serbest bir şekilde ve farklı tarzlarda kitap okumaya devam edeceğim ancak bir sonraki paylaşımım ne zaman olur, benim açından bunu şimdiden söyleyebilmek güç… Şunu biliyorum ki, okumak, okuduğunu anlamak ve onu kısacık bir yazıda özetlemek bana çok şey kattı… Sizlere de en büyük tavsiyem kendiniz için, hayatınız için emek vermeniz, öğrenmeye devam etmeniz ve bu hayata bir daha gelmeyeceğinizi unutmamanız olur… Herkese iyi pazarlar dilerim…


Yine bir hafta sonu ve yeni bir kitap ile karşınızda olmak beni çok mutlu ediyor… Bildiğiniz gibi çoğunlukla ekonomi, pazarlama ve strateji alanlarında kitaplar okusam da arada başarılı insanların hayatlarına dair çıkarımları, bakış açılarını ve tecrübelerini öğrenebileceğim kitapları da okumanın beni hayata karşı motive ettiğini düşünüyorum… Özellikle iş hayatımızda yaşadığımız süreçlerdeki zorlukların yalnızca bazı insanların başına gelmediğini öğrenmek beni mücadele etmeye teşvik ediyor… Bu hafta sonu okuduğum kitapta ise Ebru Dorman’ın hem hayatına dair hem de kariyerine dair süreçlere yer verilmiş… Ben de sizlerle kitap içerisinde sözü edilen bazı kavramları paylaşacağım, hadi başlayalım…

Öncelikle kısaca radikal kabullenmeye dair yorumlarımı paylaşmak…


Yanlış hatırlamıyorsam 2019 yılı sonlarında kariyerimde değişikliğe gitmek istediğimi ve bu konuda alacağım kararları destekleyebileceğini düşündüğüm bir kitap olan “İlk 90 Gün” isimli kitabı okumuştum. Dilerseniz bu linkten yorumlarıma göz atabilirsiniz. Kısaca kitabı hatırlamak gerekirse, bizlerle yeni bir iş başlangıcı yaptığımızda yapmamız gereken bazı adımları aşağıdaki şekilde paylaşıyordu;

  • Öğrenme sürecini hızlandırmak için etkin ve verimli yöntemlerin izlenmesi
  • İzlenecek strateji ile mevcut durumun uyumlu olması
  • Başarının karşılıklı tartışarak ölçülmesi
  • Çalışacağınız insanlar ile potansiyel iş birliklerinin kurulması

Bu kitap ardından kariyerimi soracak olursanız bir hayli karmaşık bir hal aldığını söyleyebilirim. Bu demek değil ki kitaptaki yöntemler işe yaramıyor… Aksine benim aldığım kararların…


Şu sıralar hayatım oldukça karmaşık diyebilirim. İnsan, hiç bilmediği ya da daha öncesinde deneyimlediği ancak uzun bir sürenin ardından unuttuğu için herhangi bir korkuyu yeniden hissedebiliyormuş… Hal böyle olunca, bu hafta sonu okuyacağım kitabın da kısa, öz ama çözüm odaklı olması gerekiyordu… Bu nedenle de, Harvard Business Review Türkiye’nin Haziran sayısını okuduktan hemen sonra Seth Godin’in “Dip” adli kitabını okumayı tercih ettim… Beni takip edenler açısından paylaşacaklarım gelgitli bir durumun içerisinde olduğumu anlayacakladır, çünkü sorgulayacağım şey; vazgeçmenin, hiç başlamamaktan daha mı iyi yoksa daha mı kötü olduğu… Hadi başlayalım…

Öncelikle sizlerle kitapta da sözü edilen bir kavramdan bahsedeceğim. Zipf yasası…


Şu sıralar gündememiz, sosyal medyada yayınlanan ve paylaşılan içerikler ile bir hayli meşgul… Özellikle yaşadığımız ülkemizin genelini etkileyebilecek içerikler paylaşıldığında kendi odağımın dağıldığını hissedebiliyorum… Öğrenim hayatım boyunca tarih derslerine çok ısınamasam da, bu yaşadıklarımız sayesinde artık ilk olarak aklıma; “Geçmişte ne olmuş olabilir ki?” sorusu geliyor. Okuduğum kitaptan da anlayacağınız üzere, bu hafta sonu, çok detayına giremesem de bir paragraf da olsa sizlerle kitap hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak isterim…

Kolombiya’nın dünya çapındaki üne sahip olan Pablo Escobar’ın gerçek hayatını ekranlara taşıyan Narcos dizisisini duymayan yoktur diye düşünüyorum. Bu dizide anlatılanların tarihe ve gerçek olaylara ışık tuttuğunu söylememek her halde olmazsa olmaz……


101 serisi kitaplara dönüş yaptığım bir hafta sonundan daha herkese merhabalar… Geçtiğimiz aylarda hatırlarsanız 101 serisine dair Yatırım, Müzakere, Yönetim ve Ekonomi alanlarındaki kitapları okuyup, sizlerle paylaşmıştım… Kafamı boşaltmak istediğimde, aşina olduğum konuları okumanın bana iyi geldiğini düşünüyorum… Özellikle üniversite yıllarımda Sanat Tarihi ile Modern Sanat ve Rönesans derslerini büyük bir keyifle dinlediğimi hatırlıyorum… Acaba bu keyfi yine benzer alandaki bir kitap ile yakalayabilir miyim diye düşündüğümde, bu hafta sonu Sanat 101 isimli kitabı okumayı tercih ettiğimi söyleyebilirim… Kitaba dair sizlerle, sanatın ilkelerini ya da tarihteki önemli sanatçıların eserlerinden bahsetmeyi düşünmüyorum, onun yerine kitapta da sözü edilen bir elektrik santralinin…


Bugün itibari ile yanılmıyorsam tam tamına 15 gündür evde vakit geçiriyorum… Bunun nedeni tabiki de içinde bulunduğumuz salgın ve bir de konunun ciddiyetini ne yazık ki anlayamamış sevgili insanlarım… Bu nedenle de bu hafta sonu pandemiyi ve sonrasını düşündüren, özellikle de “Ekonomi açısından nasıl bir toparlanma bizi bekliyor?” sorusunu konu olan “Yeni Büyük Çöküş” isimli kitabı okudum… Sizlerle de bu yazımda daha çok toparlanma sürecine girdiğimizde, ekonomik olarak yatırımların yönünü paylaşmaya çalışacağım…

Bildiğiniz üzere bu dönemde analistler ekonominin toparlanmasına dair bazı eğriler hakkında bilgiler paylaşıyorlar. Bu bazen “V“ şeklinde bir toparlanma evresi yaşacağımızı konuşulurken, bazen de “L” şeklinde bir toparlanma…


Tanıdık bir hafta sonundan daha herkese merhabalar. Tanıdık diyorum çünkü, bu hafta sonu okuduğum kitap değerleme üzerine… Kitabın yazarı Aswath Daxmodaran, New York Üniversitesi Stern School of Business’ta kurumsal finans ve değerleme alanında dersler veren bir Finans Profesörüdür… Ben de kendisinden, Sabancı Üniversitesi ile Akbank’ın iş birliğinde hayata geçirilen Center of Excellence in Finance platformunda “Değerleme: Sanat mı, Bilim mi, Sihir mi?” başlıkı bir eğitim almıştım… O zaman eğitim boyunca öğrendiklerimi aktardığım bir yazı yazmamıştım, ama bu kitap sayesinde şimdi sizlerle paylaşıyorum…

Öncelike bir çok değerleme modeli çeşitli platformlarda ve kaynak kitaplarında yer almaktadır. Ancak, kitapta da sözü edildiği üzere…


2021 yılının ilk 4 ayını tamamladığımız bir hafta sonundan daha herkese merhabalar… Sanırım zaman hiç olmadığı kadar hızlı geçiyor… Özellikle de 17 günlük kapanma sürecinde insanın daha çok okuyası geliyor… Benim açımdan da bol okumalı bir hafta sonu daha geride kaldı… Bildiğiniz üzere Harvard Business Review Türkiye’nin Mayıs ayı sayısı da Cuma gününden yayınlandı… Göz atmanızı öneriyorum, özellikle de Vodafone’un yeni nesil çevik yönetim stratejisinin ele alındığı yazı dizisi öne çıkıyor… Bununla birlikte bu hafta sonu okuduğum kitap, şu sıralar asla yapamadığımız bir konu üzerinde duruyor; herhangi bir şey yapmadan durabilmek yani yapmamak…

Genellikle yapmamak kavramı bizlere korku, tembellik ya…


Uzun bir aranın ardından Japon Verimlilik Sanatlarına geri döndüğüm bir kitap ile karşınızdayım… Kariyerimde, 6 Sigma özelinde Yeşil Kuşak olarak bir dönem bazı projelerde yer almış biri olarak, verimlilik konuları beni oldukça heyecanlandırıyor… Okuduğum bu kitapta tam anlamıyla verimliliğe giden yoldaki tecrübeler paylaşıyorlar diyebilirim… Verimlilik demişken, tanımalamadan geçemeyeceğim…

Verimlilik, ürün veya hizmetlerin yer aldığı bir sistemden üretilen çıktılar ile, bu çıktıları oluşturmak için kullanılan girdiler arasındaki ilişki olarak tanımlanabilmektedir…

Neyse, bu haftaki konumuz, Kaizen ve uygulama yöntemleri…

Öncelikle Kaizen’i kısaca anlatmak isterim… En bilinen terminolojik tanımı ile Kaizen, Japoncadaki “kai” değişim ve “zen” daha iyi anlamına gelen kelimelerden oluşup, sürekli…

Tümay Solak

Innovation Process Leader at Enerjisa | Advisory Board at Enerji Analiz | Podcast Producer at Solak Media

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store